Ana içeriğe atla

Festival heyecanı ödül töreniyle sona erdi


İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından hazırlanan ve 11 gün boyunca sinemaseverlere 7 sinemada, 9 salonda dünyanın dört bir yanından 198 filmi buluşturan 37. İstanbul Film Festivali, Rahmi M. Koç Müzesi’nde yapılan ödül töreniyle sona erdi. Festival’de ‘Ulusal ve Uluslararası Yarışma’larda 60 film yarıştı.

Yazar ve programcı Yekta Kopan’ın sunuculuğu üstlendiği, Ulusal ve Uluslararası Yarışma’larda yarışan filmlerin kazananlarının açıklandığı gecede Uluslararası ve Ulusal Altın Lale Ödülleri’nin yanı sıra, Ulusal Yarışma bölümünde En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik ödülleri takdim edildi. Ödül töreninde ayrıca Ulusal Belgesel Yarışması, Ulusal Kısa Film Yarışması ödülleri, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü, Sinemada İnsan Hakları Ödülü ve Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülleri’nin kazananları da açıklandı.

Altın Lale Ulusal Yarışma
·         Altın Lale En İyi Film – Borç  (Vuslat Saraçoğlu)
·         En İyi Yönetmen – Yol Kenarı (Tayfun Pirselimoğlu)
·         Jüri Özel Ödülü – Onat Kutlar Anısına: Kelebekler filmiyle (Tolga Karaçelik)
·         Jüri Özel Mansiyon – Renksiz Rüya (Mehmet Ali Konar)
·         En İyi Kadın Oyuncu Ödülü – Sofra Sırları filmindeki rolüyle Demet Evgar
·         En İyi Erkek Oyuncu Ödülü  Kelebekler filmindeki rolüyle Tolga Tekin ve Yol Kenarı filmindeki rolüyle Tansu Biçer
·         En İyi Senaryo Ödülü – Sofra Sırları filmiyle Ümit Ünal
·         En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü – Kaçış filmiyle Florent Herry
·         En İyi Kurgu Ödülü – Sofra Sırları filmiyle Osman Bayraktaroğlu
·         En İyi Müzik Ödülü – Güvercin filmiyle Canset Özge Can

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü
·         Güvercin (Banu Sıvacı)
Ulusal Belgesel Yarışması
·         Parçalar (Rojda Akbayır)
Altın Lale Uluslararası Yarışma 
·         Altın Lale – Western (Valeska Grisebach)
·         Jüri Özel Ödülü – Cocote (Nelson Carlo de los Santos Arias)
Sinemada İnsan Hakları Yarışması
·         Ayaz / The Frost (Sharunas Bartas)
FIPRESCI Ödülleri
·         Altın Lale Uluslararası Yarışma’da The Rider (Chloe Zhao)
·         Altın Lale Ulusal Yarışma’da Körfez (Emre Yeksan)
·         Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Kötü Kız (Ayce Kartal)
Ulusal Kısa Film Yarışması 
·         En İyi Kısa Film – Sana İnanmıyorum Ama Yerçekimi Var (Umut Subaşı)
·         Mansiyon – Doğu Yakası (Harun Durmuş)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sahnenin her yerine dokunan bir dev: Nick Cave

Sahnenin her yerine dokunan bir dev 10 Temmuz Salı akşamı KüçükÇiftlik Park sahnesinde dondurup tekrar tekrar yaşamak isteyeceğim bir geceyi yaşadım. Deneyimlediğim en muhteşem konser gecesiydi uzun zamanda üstüne hiçbir isim çıkamayacak eminim. Bu geceye ‘konser gecesi’ demek aslında hafif kalır. Gece; bir hikâyeydi, bir romandı, bir başkaldırıydı, bir umut ve bir haykırıştı. Bir konsere ‘roman gibi konser’ diyeceğim aklıma gelmezdi. Ama evet 25. İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul’a 17 yıl sonra tekrar gelen Nick Cave konseri benim için her sayfasında, her şarkısında ayrı heyecan yaşadığım bir romandı. Nick Cave & The Bad Seeds tam 21.30’da sahnede yerini aldı, bizleri selamladı ve romanın ilk sayfası ‘Jesus Alone’ ile açıldı. ‘Skeleton Tree’ albümü Cave’in oğlunu kaybettikten sonra çıkardığı hüzün dolu bir albümdü. Cave ikinci şarkısını da o albümden seçerek ‘Magneto’yu seslendirdi. Altıncı şarkısı ise benim beklediğim şarkı ‘Let Love In’ albümünden ‘Red Rig...

Hayat müzikal olsa...

Victor Hugo’nun ölümsüz eseri Notre Dame’ın Kamburu’ndan uyarlanan  Notre-Dame de Paris  müzikali orijinal dili Fransızca’da sahnelenmek üzere 9-25 Mart arası  ZorluPerformans Sanatları Merkezi ’ndeydi. Guinnes Rekorlar kitabına ilk yılında en çok izleyiciye ulaşan müzikal olarak giren Notre-Dame de Paris müzikali 1998 yılından beri sahneleniyor. 20 ülkede 4500’den fazla sahnelenen müzikal adeta izleyenleri aşk, mültecilik, güzellik-çirkinlik etrafında döndürüyor. Toplum dışına itilmiş insanları gördüğümüz, kaderi sorguladığımız bir yolculuğa çıkıyoruz ve mültecilik meselesini, toplumdan dışlanmışlığı net bir şekilde görüyoruz. Güzeller güzeli çok aşığı olan bir kız çingene Esmeralda ve çirkin, kambur bir adam Quasimodo... Her şey güzellik mi? Güzel olman ve çok aşığının olması o ülkede mülteci olmanı, o ülkeye ait olmadığını değiştirir mi? Peki, her şey dış güzellik mi? Fiziksel olarak çirkin olsan güzeller güzeli bir kıza aşık olamaz mısın? O kız sana aşık...

Bağımsızlık yapan festival!

Bu yıl 21’incisi düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali iki hafta boyunca yurtdışından 5, Türkiye’den 13 oyun ve yan etkinlikler ile 18 farklı mekânda tiyatroseverlerle buluştu. ‘Tiyatro bağımsızlık yapar’ sloganıyla yola çıkan festival, 18 bin seyirci sayısı, yüzde 94’e ulaşan doluluk oranıyla ve 55 gösteriyle bağımlılık yaptı. İki yılda bir düzenlenen festival, bu yıldan itibaren her yıl yapılacak. Festival boyunca izlediğim bazı oyunlardan... When in Rome: Ezberbozan bir oyun! Uzun zamandır bu kadar insanın aynı ortamda gülümsediğini üstüne üstlük kahkaha attığını görmemiştim. Bol bol etkileşimli bir oyun…  Alışık olmadığımız bir sahne ortamında komşuluk ilişkilerini anlatan When in Rome oyununda sahne, dekor, müzik yok. Etkileşimlilik, ışık tasarımları, bol bol düşünme, kahkaha ve bir koltuktan diğerine geçen oyuncular var. Bu oyunda oyuncunun ne zaman sizi alıp oyuna dâhil edeceği belli değil. Bu oyunda komşuluk ilişkilerindeki iki yüzlülükleri, iç sesleri...