Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dijital ve fiziksel varlıklar arasındaki alan

Anılarımızı hatırladığımız zamanlarda beynimizde oluşan hareketleri merak ediyor musunuz?  Yeni medya sanatçısı, yönetmen, tasarımcı, yaşamını ve çalışmalarını Los Angesles’ta sürdüren Refik Anadol anılarımızı hatırladığımızda beynimizde oluşan hareketleri merak etti ve dijital, fiziksel varlıklar arasındaki alanı keşfedip geçmişe, geleceğe dair bir yolculuğa çıkmamızı sağladı. Görsel ve işitsel canlı performans, mekana özgü enstalasyon ve parametrik heykel üretimi yapan Anadol’un projeleri mimarlık ve yeni medya sanatları arasında melez bir ilişki kurarken dijital ve fiziksel varlıklar arasındaki alanı da keşfetti.  Anadol’un ‘ Eriyen Hatıralar ’ sergisi 7 Şubat- 17 Mart 2018 tarihleri arasında Pilevneli Gallery ’deydi. Sergi normalde 10 Mart' a kadar sürecekti fakat sergi şehir içinden, şehir dışından o kadar çok ilgiyle karşılandı ki bir anket yapılıp sergiyi biraz daha uzatmaya karar verdiler ve bizde serginin son günü Dolapdere'de bulunan Pilevneli Gallery'n...

Ümit Ünal: Vampirleri kurban yaptım

Senarist - yönetmen Ümit Ünal ile Everest Yayınları’ndan çıkan en son kitabı ‘Bana Göre Kıyamet’i konuştuk. Ünal, "Toplumsal arka planı olan bir vampir hikâyesi tasarladım" dedi. Farklı disiplinlerde üretim yapmayı, varoluşu olarak tanımlayan yazar, çizer, senarist, yönetmen Ümit Ünal ile Everest Yayınları’ndan çıkan en son kitabı ‘Bana Göre Kıyamet’i konuşmak için buluştuk. Tabii bu buluşmada sinemayı, şuanda vizyonda olan ‘ Sofra Sırları ’ filmini de konuşmadan geçmedik. Teyzem, Anlat İstanbul, Nar gibi filmleriyle; Işık Gölge Oyunları, Amerikan Güzeli gibi kitaplarıyla ve Gecenin Gecesi, Abuk kitaplarına olan çizimleriyle tanıdığımız Ümit Ünal, uzun bir aradan sonra iki farklı üretimle karşımızda. ‘Bana Göre Kıyamet’ de bir film yıldızının kayboluşu ardından bir kasaba halkı konuşuyor diyen Ünal, “Ülkemizin içinden geçtiği çalkantılı ve gergin dönem herkes gibi beni de çok etkiliyordu. Bunun bir şekilde işlerime yansımamasına imkân yoktu. Yaşadıklarımızı sinem...

Öğrencileri bienalin takipçisi değil, yaratıcısı yapacak proje

Kerem Piker küratörlüğündeki Vardiya projesi, mimarlık öğrencilerinin bienal sergilerinin salt takipçisi değil, aynı zamanda bilfiil üreticisi olmasını hedefliyor. Bu yıl 26 Mayıs- 25 Kasım tarihleri arasında 16’ncısı düzenlenecek olan Venedik Mimarlık Bienali’nin Uluslararası Mimarlık Sergisi Türkiye Pavyonu “Vardiya” projesi ile Venedik’te olacak. Küratörlüğünü, 2010 yılında Chicago Atheneum tarafından Avrupa'daki 40 yaş altındaki en iyi 40 mimardan biri olarak gösterilen Kerem Piker’in üstleneceği Vardiya projesi, mimarlıkla ilgili farklı entelektüel disiplin ve kültürlerin temsilcilerini buluşturacak. Bienale sergi süresince haftalık vardiyalar halinde gidecek mimarlık öğrencileri, bu yılki teması Freespace / Serbestmekân olarak belirlenen kavram çerçevesinde geniş katılımlı bir projeye dâhil olacak. “Mimarlık dünyasının genç aktörleri tarafından da ulaşılabilir hale getirmenin öğrenme ortamını yeniden kurgulamak açısından önemli olduğunu düşünüyoruz” diyen bien...

Berrin Karakaş: Çukur'un toprağına ilk kazmayı İbrahim peygamber vurdu

Yazar Berrin Karakaş'la son romanı Çukur'u konuştuk. Karakaş, "Çukur’un başına oturduğumda kutsal kitaplar önden buyurdular" dedi. Berrin Karakaş ile Sel Yayıncılık etiketiyle okurlarıyla buluşan romanı ‘Çukur’u konuştuk. Edebi anlayışını; varlığını ve varlığın doğasını anlamaya çalışmak olarak tarif eden Berrin Karakaş, hayatın bütün karmaşasının uzağına gitmek, nesnel zaman ve mekânın mümkün oldukça dışına çıkmak, nefes almak için kaleme almış ‘Çukur’u. Romanda kimin kiminle oynadığı belli olmayan bir oyunda buluyorsunuz kendinizi. Bu oyun, kutsal alandan geliyor. Karakaş’ın deyimiyle; “Mümkünlerin dünyası ‘Çukur’da gezinirken, kılık değiştirmeler ve taklitler karşısında bir parça uyanık olmak gerekiyor sadece. Ölülerin hatırlanmak, dirilerin yeni bir deprem beklediği ‘Çukur’da, okuyucuyu da romanın sonunda yeni bir başlangıç, yolun kendisi bekliyor.” Yıllara yayılan 7 yıl aradan sonra yeni roman geldi. ‘Çukur’u kazdınız ve doldurması için okurlarınıza te...

BASE: Genç sanatçılara yeni bir alan

Türkiye'deki üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun öğrencilerin sergisi BASE, İstanbul'daydı. Yeni mezun genç sanatçılara sektöre girmeden önce alan açan BASE, eserleriyle, konuşmacılarıyla dört gün boyunca büyük bir ilgiyle karşılandı. Bu yıl ilk kez gerçekleşen BASE’de Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinin Güzel Sanatlar Fakültesi’nden 2017 yılında mezun olmuş sanatçı adayları eserleriyle 21-24 Aralık tarihlerinde Galata Rum Okulu'ndaydı. Küratörlüğünü Derya Yücel'in yaptığı sergi, 31 üniversiteden 108 yeni nesil sanatçının 116 eseriyle 'çevre' 'insan' 'bilgi' başlıkları altında birbirinden farklı (resim, heykel, seramik, grafik tasarım, fotoğraf, baskı, cam enstalasyon...) eserlerle bizi karşıladı. BASE; sanat için, sanatçı için, yeni mezunlar için yeni bir alan oluşturdu. Ayrıca dört gün boyunca sanat alanında 75 değerli konuşmacı 32 panel gerçekleştirdi. Türkiye’nin dört bir yanından genç, dinamik öyle güzel sesler...

Bağımsızlık yapan festival!

Bu yıl 21’incisi düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali iki hafta boyunca yurtdışından 5, Türkiye’den 13 oyun ve yan etkinlikler ile 18 farklı mekânda tiyatroseverlerle buluştu. ‘Tiyatro bağımsızlık yapar’ sloganıyla yola çıkan festival, 18 bin seyirci sayısı, yüzde 94’e ulaşan doluluk oranıyla ve 55 gösteriyle bağımlılık yaptı. İki yılda bir düzenlenen festival, bu yıldan itibaren her yıl yapılacak. Festival boyunca izlediğim bazı oyunlardan... When in Rome: Ezberbozan bir oyun! Uzun zamandır bu kadar insanın aynı ortamda gülümsediğini üstüne üstlük kahkaha attığını görmemiştim. Bol bol etkileşimli bir oyun…  Alışık olmadığımız bir sahne ortamında komşuluk ilişkilerini anlatan When in Rome oyununda sahne, dekor, müzik yok. Etkileşimlilik, ışık tasarımları, bol bol düşünme, kahkaha ve bir koltuktan diğerine geçen oyuncular var. Bu oyunda oyuncunun ne zaman sizi alıp oyuna dâhil edeceği belli değil. Bu oyunda komşuluk ilişkilerindeki iki yüzlülükleri, iç sesleri...