Ana içeriğe atla

Contemporary İstanbul'un konuşan eserleri


Bu yıl 12'ncisi düzenlenen Contemporary İstanbul 14-17 Eylül tarihleri arasında Lütfi Kırdar Rumeli Salonu ve İstanbul Kongre Merkezi’nde, 42’si yabancı, 31’i Türk 73 galeriye ve toplamda 1500 esere ev sahipliği yapıyor. Bir tavsiye; alana tek başınıza gidin ve eserlerin başında durup onlarla konuşun.


Contemporary İstanbul, Türkiyeli sanatçıları dünya sanatçılarıyla buluşturan ve dünya sanatını Türkiye’ye taşıyan en önemli araçlardan biri. Bir tavsiye; alana tek başınıza gidin ve  eserlerin başında durup onlarla konuşun. Üstelik eserlerden bazılarının sanatçılarını orada yakalayıp onlarla sohbet edebiliyorsunuz. Ali Elmacı ve Hande Şekerciler’i eserlerinin başında buldum ve hikâyelerini kısaca anlatmalarını istedim.
CİNSİYETİMİZE KARIŞIYORLAR 
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Heykel Ana Sanat Dalı’ndan mezun olan Hande Şekerciler, heykellerinde yaptıklarını değil akıllardan geçeni tasvir etmeye çalıştığını belirtiyor ve bizi Contemporary fuarında Gaia Gallery’de “Ecstasy Seies” eserleriyle karşılıyor. “Bizi değiştirmeye çalışan bir sistem var. Daha zayıf ol, kadın gibi davran, erkek gibi davran. Cinsiyetimize karışıyorlar. Kadınsan şöyle davranacaksın, erkeksen böyle… Oysaki içimizde farklı farklı bir sürü duygu ve ruh hali taşıyoruz. Belki de bazen erkek gibi hissediyoruz ve öyle davranmak istiyoruz ya da tam tersi. Neden olmasın? Neden öyle sevemiyoruz?” diyor.
Ayrıca Gaia Gallery’de, Sinan Demirtaş, Şifa Girinci, Nur Gürel, Elektra KB, Gönül Nuhoğlu ve Arda Yalkın’ın da eserlerini görmek mümkün.
KENDİ VARLIĞIMIZLA BESLEDİĞİMİZ SİSTEM 
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2010 yılında mezun olan Ali Elmacı, 2007 yılından bu yana çeşitli grup sergilerinde yer alıyor. Galeri Siyah Beyaz kısmında sanatseverlerin ve özellikle çocukların ilgi odağı olan eserlerini orada görevli olan Ayşegül Hanım’dan dinliyoruz. “Burada üç katman var. En altta gördüğünüz gibi sırıtan adamlar; dünyayı yöneten adamların perde arkasında karanlık güçler var. Bu güçler, her daim niyetlerini bu gördüğünüz pembe çiçeklerle saklıyor. Yapay çimen, yapay bahçeler, altın varaklarla… Alt katmanda dünyayı yönetenler var. Ortadaki kapitalist piyasa adama çatalı batırmış onu yediğini görüyorsunuz. Onu yiyor ve yutuyor. İşte bu da kendi varlığımızla beslediğimiz sistem. En üstünde de kafası kesilmiş sanatçı. Şu anki yaşadığımız sosyal ortamın segmentleşmesini Elmacı, bu şekilde anlatıyor.”
Galeri Siyah Beyaz’da Aykut Cömert, Bahadır Çolak, Ebru Döşekçi, Fırat Engin, Uğur Güler, Sıtkı Kösemen ve Ardan Özmenoğlu gibi sanatçıların eserlerine de rastlayabiliyorsunuz.
FİGÜR ÇOĞUNLUKTA OLAN ESERLER
Çalışmalarında teklik ve biriciklik, militarizm, eğitim, ceza, inkılap ve ihtilal gibi konular üzerine yoğunlaşan sanatçı, İhsan Oturmak bu kavramları açabilmek için çeşitli bölgelerdeki köy okulları, camiler, cezaevleri, arkeolojik alanlar veya konusuyla alakalı gördüğü yerlerde araştırmalar yaparak belge niteliği taşıyan materyaller topluyor. Contemporary’in kataloğuna yaptığı açıklamasında: “ ‘Beden’ ile ‘Tin’in birlikteliği, canlının varlığı ile ilgili ise ‘Düşünce’ ve ‘Teknik’te yapılan işin niteliğiyle ilgilidir. Düşüncenin işleyişi ise her zaman için biçime yeni yollar, yeni alternatifler yaratmak için çalışmak zorundadır. Bu nedenle, çalışmalarımı yaparken düşüncelerimin yakın akrabası olan formlardan uzak durmaya çalışıyorum.” diyor.
Sanatçının eserlerinde figürler çoğunlukta. Çünkü eserlerinde bir iş hali var ve işler sorunlarla ilgili. Sorunlar da hep insanlarla ilgili olduğu için var olan bütün problemleri figürlerin bedenlerine yerleştirmeyi seviyor.
RENKLERİN GERÇEKLİĞİ
Victor Lope Arte Contemporaneo galerisine geldiğimizde, İspanyol sanatçı Salustiano siyah, beyaz ve kırmızı tonlardaki renkleri kullanarak sergilediği eserlerle bizleri selamlıyor. Yağ, doğal pigmentler ve tuval üzerine akrilik reçine yapılmış eseri gerçekliğiyle büyülüyor.
Çalışmalarını sanallık kavramı üzerine yoğunlaştıran sanatçı Ali Alışır, fotoğrafların dijital manipülasyonu yoluyla felsefe, sosyoloji, edebiyat ve sinema gibi farklı disiplinlerle vurgulanan toplumsal konuları taşımaya çalışıyor. Bozlu Art Project galerisinde karşımıza çıkan eserlerinde Alışır, iç içe geçmiş kadın figürleriyle başımızı döndürüyor. Bozlu Art Project galerisinde Server Demirtaş, Utku Dervent, Murat Germen, Kazım Karakaya, Çağatay Odabaş, Meliha Sözeri ve Semih Zeki eserlerine de rastlıyoruz.
YENİ MEDYA İLE DÖNÜŞEN SANAT
Plugin – Natura Nova Sergisi yeni ve değişen dünyamız ile bu dünyadaki yeni deneyimlerimizi en iyi şekilde yakalamayı hedefleyen yeni medya sanatı arasındaki diyaloğa bir bakış sunuyor. Seçkinin tüm işlerinde sanatçılar, doğa temsilinin tam olarak nasıl bir şey olması gerektiği sorusuna yeni ve kendine has cevabını ortaya koyuyorlar.
Sanatçılar arasında Felix Luque, Memo Akten, Onformative, Lia, İdil İlkin gibi isimler yer alıyor. İçinde yaşadığımız hayatın değişim hızı ve her gün maruz kaldığımız sınırsız imge göz önüne alındığında, sanatın zamanı yakalaması ve insanların hayal gücünü tetikleyerek işler yapması her zamankinden daha zor hale gelmiş durumda. Yeni medya tam olarak bu iddiayla ortaya çıkıyor ve sanat izleyicisini, kurumlarını dönüştürüyor.
Yeni medya bazen bizi çevrelemeye, bizimle iletişime geçmeye, bazen değişip ortadan kaybolmaya; ama her zaman bizi heyecanlandırmaya ve şaşırtmaya çalışıyor. Siemens Ev Aletleri, marka özü olan heyecanlandıran olasılıklar, fiziksel ve dijital alanlarda somutlaşan kapsamlı görsel-işitsel deneyimler üzerinde çalışan ve çoğunlukla insan algısına odaklanan doğrusal olmayan anlatılar, geometrik düzen, sinerji ve ortaya çıkan formlar için yeni yöntemler keşfeden sanatçı, Can Büyükberber ve misyonu, insanların kendi olduklarını iddia edebilecekleri dijital sanatlar yaratmalarını sağlayarak yaratıcı olmasını sağlayacak araçlar üreten Marpi’nin eserleriyle heyecan verici ve beklenmedik deneyimler sunuyor. Bizi tamamıyla içine alan, çevreleyen bir odada sergilenen eserler inanılmaz etkileyici anlar yaşatıyor.
Bu yazı 17 Eylül 2017 tarihinde Gazete Duvar'da yayınlanmıştır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İKSV Kültür Sanat Kart Sahibi Gençler İle Fazıl Say Konseri

İKSV’nin düzenlediği etkinliklere gençlerin doyasıya gidebilmeleri için verilen ‘’Kültür Sanat Kart’’ sahibi gençler ile Fazıl Say konserinin hemen öncesinde buluştuk.  Daha sonra 15 Haziran tarihinde, 45.İstanbul Müzik Festivali kapsamında, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen konserin yolunu tuttuk. Kültür Sanat Kart, İKSV’nin düzenlediği festivallere, eğitim hayatını sürdüren üniversite öğrencilerinin gidebilmeleri için, 250 lira yüklenmiş olarak verilen ve çekiliş sonucunda 1000 öğrenciye ulaştırılan karttır.  Şimdi gelin o gün, Fazıl Say konserini seçen, konser öncesi İKSV ekibi ve Yekta Kopan ile kültür-sanattan, hayattan konuşmak için buluştuğumuz şanslı kart sahipleri gençleri daha yakından tanıyalım. İstanbul’a 2 yıl önce Van Erciş’ten üniversite eğitimi için gelen Rojda Zörer , İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe okuyor. Ailesi aslen Ardahanlı olan Emre Ağdemir , İstanbul Sultangazi’de ailesiyle birlikte yaşıyor. İstanbul Tıp Fakültesi

Senaryonun Üstadı Robert McKee İstanbul’daydı.

Bu yıl 10-18 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali, Hollywood’un teorisyeni olarak bilinen Robert McKee’yi ağırladı. İstanbul Medya Akademisi ve Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği’nin düzenlediği 4. Boğaziçi Film Festivali’ne, 16-18 Kasım tarihleri arası senaristlerin el kitabı olarak bilinen “Story” kitabının yazarı Robert McKee konuk oldu. McKee, 3 gün boyunca Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen “GENRE Seminar/ Tür Semineri”nde ilk gün “Tv/Dizi”, ikinci gün “Aksiyon/Gerilim” ve son gün “Komedi” başlıkları adı altında konuştu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri olarak bizler de Robert McKee’nin “Tür Semineri”ndeydik. İlk oturumu 16 Kasım’da gerçekleşen seminerde McKee, “Tv/Dizi” başlığı kapsamında dizilerin altı türü, çatışma düzeyleri, dizi varyasyonları, karakter örgüleri, karakter tasarımı gibi teorik kavramlardan bahsetti. Daha sonra seminere, dünyaca ünlü “Breaking Bad”, “24” gibi dizilerin üzerinden analizl

Sakıp Sabancı Müzesi’nde günü dondurup geçmişe yolculuk

Sakıp Sabancı Müzesi’nde Kalıcı Koleksiyon sergilerinden “Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu” sergisi görülmeye ve üzerinde düşünülmeye değer. “Bir kuruluşun başarısı ve kalıcılığı yalnızca ekonomik değerlerle değil, aynı zamanda sanat, kültür ve eğitim  alanlarına sağladığı katkıyla ölçülebilir” diyen Sakıp Sabancı, başta ünlü hattatların güzel yazı örnekleri ve Kuran-ı Kerim nüshaları olmak üzere, sanatlı el yazma kitaplar koleksiyonu yapmaya Sultan II. Mahmud’un yazmış olduğu bir levhayı satın alarak başladı.  Koleksiyon 1980’lerde daha çok zenginleşince Sabancı ve ailesi koleksiyonu güçlendirmek ve müze oluşturmak için adımlar attı. İstanbul’un Emirgan ilçesinde bulunan Atlı Köşk, 1998’de müzeye dönüştürülmek üzere Sabancı Ailesi tarafından Sabancı Üniversitesi’nin kullanımına tahsis edildi ve 2002’de Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi adıyla ziyarete açıldı. 1951 yılında alınan bu köşkte 1966’ya kadar Hacı Ömer Sabancı ve ailesi yaşadı. Hacı Ömer Sabancı ve